Perşembe, Mart 29, 2012

Ankara'da aşık olmak zor iki gözüm şarkılı kayıt

Aman allahım. Ruhumun aldığı şekli ölümüne merak ediyorum. Diken dikendi. Geçenlerde aklıma düşen, normalde dikkat bile etmeyeceğim alelade bi durum oldu. Sanki biri kulağıma kurcala diye fısıldadı. Nasıl bi fısıldamaksa resmen çemkirdi. Olayın elde edebileceğim tek bilgisine sahibim. Fazlası yok işte.  yok artık. Ama sonra o ufacık bilgiye dayanarak bir hikaye uydurdum kafamda. Zaten o bilgiyle anca o kadarını kurabilirdim. Malzeme ona uygun.  Biriyle paylaşmaya bile tenezül etmeyeceğim çok düşük bi ihtimal olabilirdi bu. Komik olurdu hatta olsa. Ki olmuş. Ki komik. Ve bir deste gibi önümde açılıverdi. Ben bir çaba göstermedim. Oldu ve peşinden giderken buldum kendimi. Bi yandan utancımdan ölücem. Ama işte allahın hikmeti diyip topuk pası veriyorum allaha. Gaddarca da olsa bana bi yürü ya kulum demişliği var. Şunu farketmiştim; bu olaydan önce birini sevmek için bi anı, bi tavrı eyvallah dedirtip tepene koymana yeterli oluyordu. Vazgeçmek istediğinde süreç daha farklı ve biraz daha yavaş sanki. İhtiyaç duyulan anlar ve tavırlar pek de öyle çabuk gelmiyor genelde. Gelse de tatmin etmesi için sayıca daha fazla olması gerekiyor. Allahtan ölümcül temaslar art arda gelmişti. Bundan ötesi de olmaz derken, ampüller tirink tirink diye yanarken içten içe şükrediyordum. Ama yani olmasaydı bu olay ve duysaydım bir gün öylesine, ah ulan içime de doğmuştu, vay be derdim. O zaman ilginç olurdu evet. Tamamdım ben çünkü. Vazgeçmişken fazlası çok fazla oluyor. Ah işte. O anlardan biri. Atmaya çalıştığın o duyguyu, taşımak istemediğin tüm o düşünceleri bi saniyede paralayıp yerine kocaman bi acıma duygusu bırakan an. Ve daha da ötesi bir gerçekliğin yıkılması. Hayal farklı bak. Herkesin hayali kendine bi yerde. Yıkılır mı kırılır mı bi diğerini hiç ilgilendirmez. Ama gerçeklik dediğin şey de boru değil yani. Aa ne güzeliz falan diyosun aslında bi bok da değilsiniz. İşte burda bir suçlu varsa, ki vardır, diğeri ondan nefret etmede yerden göğe kadar haklıdır, ki nefret etmelidir. Bence sen de herkes gibisin diye düşünürken aaa benmişim lan herkes. Bazı kurdukların var mı yok mu belli değil, ikisinin arasında bile değil.  Çizdiğin böyle bişeyse bi başkasına zaten ona, derim ki çıksın herkes yerinden çanak çömlek patladı. Ben kendimi başka biliyodum. Sen de baya baya kurtmuşsun. Baya rol keseninden, rol çalanından.
Vakit bu vakittir dedim. Bana en iyi gelecek şey yine benim galiba. Uzun zamandır ertelediğim yürüyüşü yapmak için güneşten önce kalktım. Sabah kahvemi içip güzel bir kitaba başladım. Güneş doğmadan az önce kuşlar başladı cıvıldamaya, sonra ilk ışıklar... Çayımı da alıp gittim ağlamaya. Dişini çektirmeye gider gibi gittim gizli depresyonumu atmaya. 10 dakika sürdü sürmedi sanırım. O oturduğum kayada üstüme çayı dökünce anladım. "Geldik, hadi iniyoruz" gibi oldu. Kalktım, bastım gittim. Kelimenin tam anlamı bu heralde. Basıp gittim ki orda kalsın tüm o hikaye.
Yumuşacık bir hava. Kavuşulan bir huzur. Bereketli bir gün. Kafa çalışıyor, gülünüyor, keyifler şahane...
Mutlu son

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder