bandista'nın de te fabula narratur albümünü dinlemiştim ama demek böle bi anda farketmek lazımmış ikinci şarkıyı... adamlar şöle dio
ne seattle ne genova ne latin amerika'da ne hindistan'da bi arayışta
özgürlük içinde özgürlük kafanda özgürlük özgürlük sen nerdeysen orada
üstünde düşünmem lazım bunun da... aklıma serseri aşıklar geldi patricia da şöle bişey diodu
özgür olmadığım için mi mutsuzum yoksa mutsuz olduğum için mi özgür değilim.
aslında mutsuzluğumu mekanla ilişkilendiriyor deilim ama bi anlamda bırakıp gidemediğim için özgürlüğüm sekteye uğradığından mutsuzluğumda parmağı oluyor.. beni mutsuz etmiyor aksine yaşadığım yer, hayatım, evim bana mutluluk veriyor ve bunu minnetle kabulleniorum. ama tüm bu eşyalar kitaplar biriktirdiklerim saplantılı bi kişiliğe sahip bir insan yapıyor sanki beni... yaşlandıkça daha fazla artan takıntılara sahip olmaktan korkmuo diilim... gittiğimde geriye bırakmaktan pişmanlık duymayacağım şeyler değil hayatımdakiler. bunun yarattığı baskıyı sevmiorum ve benim kullanmam gereken şeyler beni kullanıyor bu da amacın sapması demek. aynı anda bir çok farklı hayatta bir çok farklı mekanda bulunamam ama istediğim tam olarak bu.. düzenli bir hayat ve alışkanıkların verdiği güven duygusunun rahatlığıyla beraber boşvermişliğin ve anı yaşamanın sunacağı heyecan ve hareketlilik de aynı anda istediğim şey... bilemiorum ne yapcam ama heralde gitmek istememin bir sebebi de özleyecek ve tekrar dönecek olmam. o ana dek beklemek hayal kurmak da çok keyifli...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder